Rebiülevvel Ayı

 

Rebiülevvel Ayı

Hz. Muhammed (S.A.V)’in doğduğu ve Hicret’in sona erdiği Rebiülevvel ayı müslümanlar tarafından büyük önem taşımaktadır. Hicri takvime göre yılın 3. ayı olan Rebiülevvel ayı Miladi takvime göre bu yıl 20 Kasım Pazartesi gününe denk gelmektedir.

REBİÜLEVVEL AYININ ÖNEMİ NEDİR?

İslam tarihinde reblülevvel ayının önemli bir yeri vardır. Hz. Peygamber genel kabule göre Reblülevvel ayının 12’sinde Pazartesi günü dünyaya gelmiş ve bugünün kutlanması müslüman toplumlarda bir mevlid geleneği oluşturmuştur. İslam tarihinde bir dönüm noktası sayılan hicret de reblülevvel ayında ger-çekleşmiştir. Safer ayının sonlarında Hz.Ebu Bekir’le birlikte Sevr mağarasına sı­ğınan ve 1 Reblülevvel’de buradan ayrılıp Medine’ye doğru yola çıkan Resul-i Ekrem Reblülevvel Pazartesi günü Kuba’ya varmışve burada Kuba Mescidi’ni inşa etmiştir.12 Reblülewel’de Medine’ye hareket etmiş, Ranuna vadisinde ilk cuma namazını kıldırdıktan sonra aynı gün Medine’ye ulaşmıştır. Bu ayın içinde Mescid-i Nebevl’nin inşasına başlanmıştır. Hz. Peygamber’in ahirete irtihalinin de Rebiülevvel ayında olduğu konusunda görüş birliği vardır. Meşhur olan rivayete göre Resül-i Ekrem 12 Reblülevvel Pazartesi günü vefat etmiştir. Hz. Peygamber’in doğum, hicret ve vefatının reblülewel ayında ve pazartesi gününde olması bazı araştırmacılarca, reblülevvel ayının Araplar’da bolluk ve bereket ayı sayılması ve eski medeniyetlerde pazartesi gününün ayın yaratıldığı gün kabul edilmesiyle irtibatlandırı­larak İslam’da ibadet vakitlerinin belirlenmesi bakımından ayın önemli bir yeri olduğu, hilalin müslümanlar için sembolik bir anlam taşıdığı ve bunun evrenle insanın kaderi arasındaki ilişkiye işaret ettiği ifade edilmiştir. 

 

Mevlid Kandili Ne zaman?

Rebiülevvel Ayının On İkinci Gecesi Mevlid Kandili 

Mevlid Kandili  İslam dininin peygamberi olan Muhammed bin Abdullah’ın doğum gecesi ve aynı zamanda Hicrî Rebiülevvel ayının Onikinci gecesidir. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir ve Peygamber efendimizin doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır.

 Mevlid Kandili;  2017 yılında 29 Kasım Çarşamba Günüdür.

 

MEVLİD KANDİLİNDE NELER YAPILMALI?

Mevlid gecelerinde toplanarak, mevlid kasidesi okumak, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o gecenin şükrünü yerine getirmek müstehaptır. Salihlere elbise ve benzeri hediye vermek, bu geceye hürmet etmek olur. Bunları Allah rızası için yapmak çok sevap olur. Mevlid cemiyetinde, salihleri toplayıp, salevat okumak, fakirleri doyurmak, her zaman sevaptır.

Mevlid cemiyetinde, sadaka, hediye vermek, neşe ve sevinç göstermek, haram karıştırmadan mevlid kasidesi okutmak çok sevap olur. Bu gecede tesbih namazının kılınması, alimler tarafından yapılan diğer bir öneri olarak yer alıyor.

Bu gece, Resulullahın doğum zamanında görülen hâlleri, mucizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevaptır. Bugün veya ertesi gün oruç tutmakta mahzur yoktur. Tutmak iyi olur, sevab olur. İslam âlimleri mevlid gecesine çok önem vermişlerdir.

Muazzez Peygamberimizin doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilâhiler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir. Onun doğumunu anmaktan asıl maksat, evrensel olan risâletini, yüksek ahlâkını, fazîletini, adâlet ve doğruluğunu hatırlamak ve bunları hayatımızda uygulama azmini tazelemektir. Yüce Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yeğane yolu, Hz. Peygamber’in yolundan gitmektir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “(Ey Muhammed!) De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Âl-i İmrân, 31) Bu ayette de belirtildiği gibi, Allah’ı hoşnut etmek, O’nun Peygamberine uymak ve onu örnek almakla mümkündür.

Peygamberimiz (S.A.V.)’e hiç olmazsa bir tesbih salat ü selâm okumalıyız. Can ü gönülden, “Es-salatü ve’s-selamü aleyke ya Resûlallah” demeliyiz.

ALLAHü Teâlâ’ya tam bir huşu içinde dua ve niyazda bulunmalıyız. Çünkü dua, rahmet kapılarının anahtarı, kulluğun ruhu ve ibadetin özüdür. Yalnızlaşan insanın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi olan ALLAH’ın azameti karşısında aczini kabullenmesi, O’na sığınması ve O’na yakarması, ne isteyecekse O’ndan istemesidir. İnsanın yaratıcısına yaklaştığı en vasıtasız andır. Dua, sınırlı, sonlu ve aciz varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi Rabbi ile kurduğu bir köprüdür, Mevlid-i Mutlak’ı imdada çağırmasıdır. Dua, kulluk esprisi içinde ve sıradan isteme anlamlarının ötesinde, ALLAH Teâlâ’nın Rablık ve ilahlık hakikatine en köklü bir sığınma hadisesidir.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir